Çarşamba, Kasım 01, 2006

zaman


zaman geçiyor.ne yaparsak yapalım geçiyor.durduramıyoruz çünkü aslında farkında değiliz zamanın gidişatından.anlamayız onun geçtiğini.hem de bu kadar hızlı akarken.geriye dönsek anlayacağız aslında zamanın geçtiğini ama dönemeyiz işte.belki de korkaklığımızdan.zamanın geçmesini sindiremeyeceğimizden.belki de aslında farkındayız zamanın geçtiğinin ama bunu kendimize bile itiraf edecek gücümüz yok.

elimize bir kaç sene öncesinin fotoğraflarını alırız bazen.fotoğraf bağırır ne kadar değiştiğimizi yüzümüze.bakakalırız şimdiki bizle geçmişteki biz arasındaki farka şaşkınlıkla.zamanın ne kadar da insafsız olduğuna söyleniriz ama nafile..

bazen eskiyi düşünürüz.babalarımızın anlattığı masalları..o masallar bir zaman sonra tavsiyelere dönüşür.tavsiyeleri yakınmalar izler.sonra babalarımız bizi dinler olurlar.ve bir zaman gelir ki artık babalarımız ne konuşabilir ne de bizi duyabilirler.zaman böyle hapis eder işte insanı sınırları olmayan mapusunda..

bazen bir kaç saatin geçmesi aylar gibi gelirken,yılların ne kadar da gaddar olduğunu anlayabiliyoruz düşününce.tek haneli rakamdaki yaşlarımızı dün gibi hatırlamaz mıyız?ya sanki sonsuza dek bitmeyeceğini sandığımız saklambaç oyunlarını?elbette hatırlarız ama elemle.çünkü zaman bizi çoktan sobeledi..

zaman bize ne güzel de hükmediyor.bir gün gelecek gülücüklerimiz de takma olacak dişlerimiz gibi.kimimiz bunamış,kimimiz yatalak.aramızdan erken ayrılan dostlarımızı,kaybettiğimiz yaşlarında hatırlayacağız hep yaşasalar aslında ihtiyar olacaklarını bilerek.ve yine zaman gelecek ziyaretimize çocuklarımız,torunlarımız gelip,dualarını edip,çekip gidecekler bayramdan bayrama..