Pazar, Aralık 17, 2006

meridyen


"biz" küçüktük.koştuk,oynadık günlerce,haftalarca.resmin resmimdi yukarıdan döne döne düşerken.
ben çok umursamazdım seninle hala "biz" iken.har vurup harman savuruyordum "biz"i "biz"sizliği düşünmeyerek.sense çok bağlıydın "biz"e.ben ne kadar vurdum duymazsam sen o kadar bağlandın umutsuzluğun umuduna.
sonra büyüdük.koşar adımlarımız yavaşladı her ne kadar istemesek de.büyüdükçe anladık hayatı,zamanı,gerçeği,yalanı.ben "biz"in benim için ne kadar önemli olduğunu anladım.nefes almaktı "biz" oksijensiz ortamlarda.ya da hayata sarılma olduğunu anladım "biz"sizlikte beyaz kağıdı anlamsız anlamsız karalarken.ama artık geçti sanırım.geç kalmıştım "biz"e sayısını sayamadığım nikotin aralarında.çünkü biz artık "biz" değildik.sen uzaktaydın ve senin şu anda olduğun meridyenin uzatısı tam kalbimden geçmekte.
bazen boş gözlerle izliyorum hayatı en ön koltuktan.hayat bir oyun ben bir seyirci sense çok uzak.sen bilmem kaçıncı rüyanı görürken ben emin ol sayısını sayamadığım nikotin aralarına bir yenisini ekledim.
ey kalbimi deşen meridyen.sence öbür ucundaki insan yeni yeni insanlarla yeni yeni bizler oluşturabilir mi?ya da bu oluşum "biz" olabilir mi?sanmıyorum."biz" sen ve ben demek.hiç bir dil kitabında sen ve üçüncü tekil şahıs "biz" değildir.
şu lanet uzağı yakınlaştıralım.tekrar "biz" olalım.ben sen olayım sen de ben.karışalım birbirimize.bu adam "biz"i çok özledi sessizce...

(Bu yazı yaşanmış bir olayın derlemesidir.Canım kardeşim,dostum,kankam olan kişiye ithaf edilmiştir isim verilmeksizin)