Perşembe, Mayıs 31, 2007

onbeş dakika


saatine baktı vapura binerken çocuk..öğleden sonra üçü gösteriyordu saat.kapalı alanlara karşı fobisi yoktu ama açık hava ona her zaman daha iyi gelirdi..hele giden bir vapurun rüzgarı delip geçmesindeki açık hava..güverteye geçti çocuk bu sebeple..vapur hareket etmeye başlamıştı..sağına baktı çocuk..galata kulesi göz kırpıyordu..rüzgar okşuyordu saçlarından akarak tenini..bu güneşte ne de iyi gelmişti..birden o belirdi karşısında..asaletlice bir yürüyüşü vardı..saçları beline kadar iniyordu..beyaz tenini sarı saçları gizlemeye çalışsa da mavi gözleri ışıl ışıl parlayarak yüzünü aydınlatıyordu sanki..belli ki o da çocuk gibi kapalı yerlerde bunalanlar familayasındandı..ne olduğunu anlayamadı çocuk..daha önce hiç böyle olmamıştı..farklı olan birşeyler vardı..çocuk anlamlandırmaya çalışıyordu..işin içinden çıkamadı..ona doğru yürüdü..sigarasını ateşliyordu o..çocuğun geldiğini gördü..sigarasını ateşlemeden yan gözlerle çocuğa baktı.."Ne istiyorsun?"..çocuk kekeleyerek "Bi sigara da bana verebilir misin" diyebildi sadece..o hiç bir tepki vermeden sigarasından bir tane de çocuğa çıkardı ve verdi..çocuk belli ki onla konuşabilmek için sigara istemişti..belki de bu ilk sigarasıydı..onunla başka türlü konuşmaya imkanı yoktu..sigarasını ateşledikten sonra da ayrılmadı çocuk onun yanından..o tekrar yan gözlerle baktı.."Sigaranı aldın işte..Git artık"..çocuk beklemediği bir darbe aldı.."Ben sadece belki de konuşabiliriz diye düşünmüştüm".."Benden uzak dur çocuk..Ben sana iyi gelmem..Git buradan..Konuşacak birşey yok"..çocuğun gözleri ağlamaklı oldu.."Ben sadece belki de konuşabiliriz diye düşünmüştüm".."Anlamıyorsun değil mi?Sen çok temizsin..Benimle konuşma isteğin de bir o kadar temiz..Ama ben o temizliğe denk paklıkta değilim..Ben kirlenmiş bir ruha sahipken seninle konuşmam hiç iyi olmaz..Kendi başının çaresine bakmalısın..Benimle olursan seni de kirletirim dünyamda..Sen çok temizsin..Bense çok kirli..Git buradan..Al bu sigarayı da..Dediklerimi anladığını düşünürsen içersin..Sakın ağlama..Güçlü ol.."çocuk ağlıyordu..vapur da istikametine varmıştı..yaşlı gözlerle saatine baktı çocuk..üçü çeyrek geçiyordu..sigarayı aldı cüzdanın arasına itinayla yerleştirdi..arkasına döndü..ona baktı..o da ağlıyordu..belki de bu onu,annesini,son görüşüydü..çocuk ağlayarak kalabalık arasında kayboldu..

Salı, Nisan 17, 2007

yolda sensizlik


hep yalnız yürüdüm bu yolda.sen varken sensiz yüremek çok koyuyormuş adama.sonra yolumdaki ağaçlar tanıdık gelmeye başladı bana..hep aynı yolu mu yürüyorum farkına varmadan?
aklıma birşeyler geldi bunu anlamak için..cebimden çıkardım kalemimi ve solumdaki ağaçlardan birinin bağrına "Kader" i kazıdım..canı yanmış mıydı acaba ağacın?
yürümeye devam ettim.tabi sen hala yoktun.ara sıra beynimde belli belirsiz görüntüler kiminin gerçek yaşam dediği..benim bütün realitemin bu yol olduğunu bilselerdi..
derken ağaçlar tekrar tanıdık gelmeye başladı..sanırım "Kader" i kazıdığım ağaca yaklaştım..soluma bakındım ama "Kader" i göremedim ağacımda..bir kaç adım attım yalnızlığa.durdum..az önceki ağaçta ters olan birşeyler vardı..yaklaştım hemen..birisi silmiş "Kader" i.bunu senin yaptığını anlamam uzun sürmedi tabi.belli ki bu yolun hep aynı olduğunu,sürekli belli bir dairesel alanda yürüdüğümü anlamamı istemiyorsun.bunu senin yaptığını hemen anladım..sen kokuyor bütün yol..senin kokunu her yerden alırım ben..gerekirse yolun sonunda olsun gene de alırım..pardon yolun sonu diye birşey yok..yolun sonu tam olarak bulunduğum yer..
şimdi bana diyorsun ki işte bu yolun çıkışı burası..kaç,kurtul buralardan..bana diyorsun ki ağaca yazdığın yazıyı okumadan mı yazdın..kader böyle istedi diyorsun..kaç,kurtar kendini diyorsun..
ben sana ulaşamadığım ve asla ulaşamayacağım bu yolda çok mutluyum..kurtulmak isteyen de kim?yolda yürümeye devam ediyorum..senin sildiğin "Kader" in yanına gelmişim..sildiğin yerin hemen altına "Lütfen hayata sarılmayı dene..Benim için yap bunu" yazıyorum..
senin yazıya ne yapacağını bilmiyorum..bildiğim tek şey baktığım yerin gördüğüm yer olmadığı..gördüğüm yer ise senin suretin,kalbin ve sana olan yalın ve beklentisiz aşkım..

Pazar, Nisan 15, 2007

papatyalar



bazen dilimi yakar ismin
bazense kalbimi sevgin
dinlediğim her güzel şarkıda yüzün aklımdayken
nasıl yoksayabilirim olamayanları
hadi git başka başka yerlerde ateşle en büyük yangınlarını
nasılsa hepsi sönecek bilirim
kimse yakıt yapamaz kalbini,kanını aşkına benim kadar
bu hayatta ya varsın ya yoksun derken
Şimdi senden kalan ellerimde
Hep sevmiyor sevmeyecek de diyen papatyalar..

Çarşamba, Nisan 11, 2007

ben

ağzımdaki zehirde muhtemelen üç dört nefeslik ölüm kaldı.etrafım kalabalık ve bu kalabalık anlık.hepsi benim yanımdan yere yığdığım bana bakıyorlar.hem yığılanın hem yığanın ben olduğumu bilselerdi..
kalkıyor yerdeki ben zorlana zorlana..yüzündeki kanları temizliyor.yanıma yaklaşıyor.ağzımdan sigarayı çekiyor.bir nefes ölüm de o alıyor ve geri veriyor ölümümü bana.
Ölümden nefes çekme sırası bendeyken bana karşı konuşmaya başlıyor mağlup ben:
"beni ancak sen devirebilirdin.burdakilerin birçoğu belki de beni saniyelik zamanda öldürebilecek güce sahipken,bunların içinden beni ancak sen yıkmayı başarabilirdin."
gülüyorum pis bir şekilde sigarayı yudumlarken:
"madem öyle son dövüşünde niçin aramızdaki en aciz olanı seni yerle bir etti?"
bu sefer ben gülüyorum ve konuşmaya başlıyorum elimde sigara olmaksızın:
"o beni yerle bir etmedi..edemez de..çok kötü hırpaladı kabul ediyorum ama beni yerle bir etmedi.."
bir anda elimde bir sigara beliriyor ve tekrar ben konuşmaya başlıyorum:
"güldürme beni adamım..o aciz seni kötü benzetti.ona karşı bile kendini savunacak gücün yok.."
sigara kayboluyor:
"anlamıyorsun değil mi..yıkılmak dayak yemek değildir.o acizin yumrukları hayatın yumruklarının yanında gıdıklar sadece beni ki hayatın beni nakavt etmesi bile yıkılmak değildir.."
elimdeki sigaranın artık ellerimi ısıttığını hissediyorum..bitiyor marketten az önce aldığım ölümün yirmide biri:
"neler saçmalıyorsun sen..ne demek istiyorsun..hiçbir şey anlamıyorum.."
elime bakıyorum sigara yok:
"anlamak için görmek gerekir.görmek zordur ama bir o kadar da kolaydır..yeter ki doğru yerden bak..unutma beni ancak sen devirebilirsin.."
sigaranın son yudumunu çekiyorum ciğerlerime.izmariti yere atıyorum ama artık karşımda değilim.. karşımda sadece az önceki kalabalık..aklımda sorular var..acaba galip ben,beni tam olarak anladı mı..onunla konuşmam lazım..birkaç kişiden sigara isteyecek oluyorum..kimse ölümünü benle paylaşmak istemiyor..çaresiz anladığını umuyorum galip ben'in,beni..sonra aklıma sigarayı yakmadan önceki ilk sözlerim geliyor:
"kural bir,kimseye bizden bahsetmeyeceksiniz..kural iki,kimseye bizden bahsetmeyeceksiniz..ve kural üç,bu gece ilk sigaranızsa herkes kendiyle yüzleşmek zorunda.."
bu cümleleri ben mi kurdum yoksa ben mi kurdum hatırlamıyorum..

Cuma, Mart 09, 2007

yalnız kurt


eskiden de böyleydi.ebevynleri dışında kimseye güvenemezdi yalnız kurt.hep bir umut güvenmeye çalıştı diğerlerine.her denemesi hüsranla sonuçlandı.ama yılmadı.hep "belki" dedi.her belkisi onu daha da zedeledi.
sonra biraz büyüdü.diğer her kurt gibi avlanması gerekiyordu.artık ebeveynleri ondan çok uzaktaydı.türdaşları gibi yalnız yaşıyordu.hoş ebeveynleriyle kalsa o yaşlı kurtların da bulduğu anca kendilerine yetiyordu.avlanmayı denedi bir süre.ama beceremiyordu.diğerleri gibi olamıyordu.türdaşlarına son derece normal gelen şeylere yalnız kurt bir anlam veremiyordu.
kıyamadı mesela bir gün bir tavşana.günlerdir de sadece otlarla çalılarla oyalıyordu etobur midesini.bir tavşana çok açtı.kaç zamandır bekliyordu bu tavşanı.tavşana çok yaklaştı.ama tavşan çok güzel ve çok masumdu.bir saniyede işini bitirebilecek kadar yakındı tavşana.tekrar baktı.adımlarını geri geri atarak uzaklaştı.kıyamamıştı bu tavşana da.tam oradan ayrılırken tavşanın tiz sesleri geliyordu.çığlık atıyordu tavşan.iyice yaklaştı çalılara ve türdaşlarından iki tanesi tavşanı dişlemeye çalışıyordu.tavşanın yapabileceği hiçbir şey yok.biçare...ama yalnız kurt da en az onun kadar biçare:"doğanın kanunu bu,doğanın kanunu".bu saçma kanun hep elini kolunu bağlardı ama ilk kez bu kadar üzdü onu.çünkü türdaşları kanunun gerekçelerini yerine getirdikten sonra birbirlerini eğlendirmek adına saçma sapan laflar konuştular tavşanla ilgili.yalnız kurtun yüzü düştü.sağ gözünden bir damla gözyaşı geldi.işte o gün orada türdaşlarının ettiği o kelamlar kırılma noktasına getirdi yalnız kurtu:"sizinle türdaş olduğum güne lanet olsun.keşke sizle aynı olacağıma bir taş olarak yaratılsaydım" dedi kendi kendine..