yalnız kurt
eskiden de böyleydi.ebevynleri dışında kimseye güvenemezdi yalnız kurt.hep bir umut güvenmeye çalıştı diğerlerine.her denemesi hüsranla sonuçlandı.ama yılmadı.hep "belki" dedi.her belkisi onu daha da zedeledi.
sonra biraz büyüdü.diğer her kurt gibi avlanması gerekiyordu.artık ebeveynleri ondan çok uzaktaydı.türdaşları gibi yalnız yaşıyordu.hoş ebeveynleriyle kalsa o yaşlı kurtların da bulduğu anca kendilerine yetiyordu.avlanmayı denedi bir süre.ama beceremiyordu.diğerleri gibi olamıyordu.türdaşlarına son derece normal gelen şeylere yalnız kurt bir anlam veremiyordu.
kıyamadı mesela bir gün bir tavşana.günlerdir de sadece otlarla çalılarla oyalıyordu etobur midesini.bir tavşana çok açtı.kaç zamandır bekliyordu bu tavşanı.tavşana çok yaklaştı.ama tavşan çok güzel ve çok masumdu.bir saniyede işini bitirebilecek kadar yakındı tavşana.tekrar baktı.adımlarını geri geri atarak uzaklaştı.kıyamamıştı bu tavşana da.tam oradan ayrılırken tavşanın tiz sesleri geliyordu.çığlık atıyordu tavşan.iyice yaklaştı çalılara ve türdaşlarından iki tanesi tavşanı dişlemeye çalışıyordu.tavşanın yapabileceği hiçbir şey yok.biçare...ama yalnız kurt da en az onun kadar biçare:"doğanın kanunu bu,doğanın kanunu".bu saçma kanun hep elini kolunu bağlardı ama ilk kez bu kadar üzdü onu.çünkü türdaşları kanunun gerekçelerini yerine getirdikten sonra birbirlerini eğlendirmek adına saçma sapan laflar konuştular tavşanla ilgili.yalnız kurtun yüzü düştü.sağ gözünden bir damla gözyaşı geldi.işte o gün orada türdaşlarının ettiği o kelamlar kırılma noktasına getirdi yalnız kurtu:"sizinle türdaş olduğum güne lanet olsun.keşke sizle aynı olacağıma bir taş olarak yaratılsaydım" dedi kendi kendine..
